Ürkütücü bir gecede, Letha’nın sert bakışları etrafı tararken, Hootervill’in karanlık sokaklarında dip dibe kıvrılan bedenler ateş gibi yanıyordu. Letha’nın elindeki oyuncağın metal soğukluğu, amcığını yaktığı anlarda bile onun arzusu sönmüyordu; tam tersine, içindeki vahşi hayvan daha da kabarıyordu. Folloşun dilini amcığının içine saplarken, yumuşacık dudaklar arasında yarak deliğini inleten sertlik, kadını çıldırtmaya yetiyordu. Onun kalın kökünü derinlere dayayıp, amının en hassas noktalarını tırmaladığında çıkan yüksek iniltiler, oradaki her şeyi ateşe veriyordu.
Letha’nın elleri gövdesinde gezindikçe kadın titriyor, boynundaki damarlar belirginleşiyordu. Dudaklarından kaçan nefesler birbirine karışırken, sert penisin her hareketiyle yarak deliği bıçak gibi kesiliyor ama o dayanamıyor, daha çok istiyordu. Kadının karnına ve göğsüne vuran tempolu dayamalarla birlikte ortamın havası ağırlaşıyordu; ne şehvet ne de acı birbirinden ayrıydı artık. Amcığın içinde yuvarlanan dil ve ısırıklar bir araya gelerek sanki kadının ruhunu da ele geçiriyordu.
Sikmenin doruklarına vardıkça nefesler hızlanıyor, ter damlaları tenlerde kayıyordu. Letha’nın yarak sırtında sertçe gezinmesiyle birlikte kadın beynini yitiriyor; kendi bedeninin efendisi olmaktan çıkıp onun kölesi haline geliyordu. İnleyen seslerin arasına karışan hakaretler ve acı dolu ahlar gecenin koynunda yankılanıyordu. Son darbeyi vururken ağzından çıkan keskin “İçime boşal!” komutu, kadını tamamen teslim ediyordu.
Kökü son kez hızlandığında kadın kendini bırakarak tüm dişlerini sıkarak inliyordu; amını ve yarak deliğini dolduran sıcak boşalma dalgası bedenini sarsıyordu. O an ikisinin de tek isteği vardı: kavuşmanın o ham ve kirli doruğunda erimek… Ve tamamıyla yok olmak…